sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2013 Salı

En Güzel Film Müzikleri


Artık senfoni, konçerto, opera besteleri pek çıkmıyor. Onların geçen yüzyılın ortalarına kadar üstlendiği işlevi artık sinema için yapılan müzikler devraldı.

Fon müziği olarak adlandırılan müzik türü filmlerin dramatik yapısına destek olarak kullanılıyor. Ancak kimi film müzikleri öyle seviliyor ki ünleri bazen ait oldukları filmi bile aşabiliyor.

Aşağıda beğendiğim film müziklerinin bir listesini ve YouTube video linklerini bulacaksınız. İyi seyirler/dinlemeler [Sıralama filmlerin orijinal isimlerine göre yapıldı. Seçki film için özel olarak bestelenmiş müzikler arasından yapıldı.

Klasik müziğin seçkin örneklerine ise bu linkle ulaşabilirsiniz].

Başlamadan önce belirteyim. Bana göre en büyük film müziği bestecisi Ennio Morricone'dir.

Kaynak: Yaşamım, IMDb.com, YouTube, Wikipedia.

A Summer Place / Yaz Aşıkları (1959; Delmer Daves) >>> Max Steiner'ın bestelediği müziklerden "Molly and Johnny Theme" filmin romantizmine katkı sağlamıştır. Percy Faith ve Orkestrası'nın kaydı da (Theme from A Summer Place) müzik listelerinde 1 numaraya kadar çıkmıştır.

Against All Odds (1984; Taylor Hackford) >>> Phil Collins'in "Against All Odds (Take a Look at Me Now)" filmin kurtarıcısıydı. Bağlantısı budur.

Aleksandr Nevskiy / Алекса́ндр Не́вский (1938; Sergei M. Eisenstein, Dmitri Vasilyev) >>> Sergei Prokofiev tarafından bestelenen müzikleri senfonik düzeydedir. Buz üzerinde yapılan savaş sahnesinin müziğinin linki budur.

Alexis Zorbas / Zorba the Greek / Zorba (1964; Mihalis Kakogiannis) >>> Mikis Theodorakis'e ait film müzikleri çok ünlüdür. "Zorba's Dance / Zorba'nın Dansı"nın linki budur.

American Gigolo / Manken (1980; Paul Schroder) >>> Blondie'nin "Call Me / Ara Beni / Çağır Beni" parçası unutulmazdır.

An Officer and a Gentleman / Subay ve Centilmen (1982; Taylor Hackford) >>> Joe Cocker ile Jennifer Warnes'ün seslendirdiği "Up Where We Belong / Yukarı; Ait Olduğumuz Yere".

Arkadaş (1974; Yılmaz Güney) >>> Ülkemiz sinemasında bir film için özel olarak bestelenmiş çok az sayıda şarkı vardır. Melike Demirağ'ın söylediği "Arkadaş" bunlardan biridir. Linki budur.

Atla Gel Şaban (1984; Natuk Baytan) >>> Durmuş Çiğdem'in Türkçe sözlerle söylediği Makedon türküsü "Şiki Şiki Baba" filmde önemli bir rol üstlenir. Linki budur. Beirut grubunun versiyonu için buraya tıklayınız.

Awaara / The Tramp / Avare (1951; Raj Kapoor) >>> Bestesi  Shankarsingh Raghuwanshi ile Jaikishan Dayabhai Pankal'a, sözleri Shailendra'ya ait olan "Awaara Hoon / Avareyim" adlı şarkı Hindistan'dan sonra en çok Türkiye'de sevilmiştir herhalde (Şarkıları seslendirenler, Mukesh (erkek), Lata Mageshkar (kadın)). Linki budur. Diğer güzel parçalar: "Dam Bhar Jo Udhar Munh Phere", "Ek Bewafa Se Pyar Kiya", "Hum Tujhse Mohabbat Kar Ke".

Batman (1989; Tim Burton) >>> Danny Elfman'ın bestelediği tema müziği Yarasa Adam'ın karanlık ruhunun derinliklerine sarkan ip gibidir. Linki budur.

25 Ocak 2013 Cuma

Film Yazıları (M - Z)

2008 - 2009 yıllarında bazı filmler hakkında yazdığım kısa "eleştiri"lerin ikinci bölümü.
Filmlerin adlarının yanında bulunan puanlar filmlere 10 üzerinden takdir ettiğim notlardır.
Yazıları yazıldıkları zamanki hallerinde bırakmayı tercih ettim.

Film Yazıları (A - L) için tıklayınız.

Ma Vie En Rose / My Life in Pink (1997) 9/10 Yönetmen: Alain Berliner, Senaryo: Alain Berliner, Chris Vander Stappen
Fransa, Belçika, Birleşik Krallık; 89 dakika
Oyuncular: Georges Du Fresne (Ludovic Fabre), Michèle Laroque (Hanna Fabre), Jean-Philippe Écoffey (Pierre Fabre), Hélène Vincent (Élisabeth), Daniel Hanssens (Albert), Laurence Bibot (Lisette), Jean-François Gallotte (Thierry), Caroline Baehr (Monique), Julien Rivière (Jérôme), Marie Bunel (Psikanalist), Gregory Diallo (Thom Fabre), Erik Cazals De Fabel (Jean Fabre), Cristina Barget (Zoé Fabre)
            Dört çocuklu bir ailenin en küçük bireyi olan Ludovic -7 yaşındadır- cinsel kimliğini keşfetmeye çalışmaktadır. Biyolojik olarak erkek kategorisine girmekle birlikte o kendisini kız gibi hissetmektedir.
            Genellikle çok kanlı filmler ekstrem (uçlarda) sinema kategorisine sokulur. Ama bu film yedi yaşındaki bir çocuk üzerinden eşcinselliği, toplumsal ön yargıları, dışlanmayı işleyerek tek damla kan akıtmadan uçlarda dolaşıyor.
            Her ne olursa olsun insanı olduğu gibi kabul etmeyi çok güzel işlemiş bence. Zaman zaman fantastik sahneler yoluyla meramını kestirmeden anlatmaya çalışması bence filmin tek zayıf noktası.
            Merhamet, toplumdan dışlanma, sevgi (özellikle evlat sevgisi) üzerine yer yer çok dokunaklı bir hal alan etkileyici bir film.
            İmdb.com notu 02 Temmuz 2009’da 4.400 oya göre 7,4. Ben 9 verdim. 841 kişi (% 19,1) benimkiyle aynı notu vermiş.
Madagascar / Madagaskar (2005) 7/10 Yönetmenler: Eric Darnell, Tom McGrath, Senaryo: Mark Burton, Billy Frolick, Eric Darnell, Tom McGrath
ABD; 82 dakika
Karakterler: Alex (aslan), Marty (zebra), Melman (zürafa), Gloria (suaygırı), Julien (lemur kral), Maurice, Mort (sevimli lemur)
            New York hayvanata bahçesindeki dört hayvan, penguenlerden ve zebradan etkilenerek hayvanat bahçesinden kaçarlar. Yakalanırlar. Bu kez Afrika’daki bir vahşi yaşam parkına götürülürlerken kutuları gemiden düşer. Kendilerini Madagaskar’da bulurlar.
            Ana karakteri oluşturan dört hayvandan çok, psikotik penguenlerin ve lemurların omuzlarında yükselen bir animasyon filmi. Onların sağladığı eğlence görülmeye değer.
            İmdb.com notu 15 Nisan 2009’da 46,147 oyla 6,6. Ben 7 verdim. 12,694 kişi (% 27,5) aynı puanı vermiş –ki en fazla oranda bu puan verilmiş.

Film Yazıları (A - L)

2008 - 2009 yıllarında bazı filmler hakkında kısa "eleştiri" yazıları yazmıştım. Yazıları iki bölüm halinde yayınlıyorum.
Filmlerin adlarının yanında bulunan puanlar filmlere 10 üzerinden takdir ettiğim notlardır.
Yazıları yazıldıkları zamanki hallerinde bırakmayı tercih ettim.


8 MM (1999) <6> Yön: Joel Schumacher, Senaryo: Andrew Kevin Walker
ABD, Almanya; 123 dakika
Oyuncular: Nicolas Cage (Tom Welles), Joaquin Phoenix (Max California), James Gandolfini (Eddie Poole), Peter Stormare (Dino Velvet), Anthony Heald (Daniel Longdale), Chris Bauer (George Higgins / Machine), Katherine Keener (Amy Welles), Myra Carter (Mrs. Christian), Amy Morton (Janet Mathews), Jenny Powell (Mary Ann Mathews; öldürülen kız)
            Ünlü bir zengin öldükten sonra açılan gizli kasasından bir makara 8 milimetrelik film çıkar. Filmde bağlanmış bir kız deri maskeli bir adam tarafından doğranmaktadır. Zenginin dul eşi Bayan Christian, özel dedektif Tom Welles’i, filmdeki cinayetin gerçek olup olmadığını araştırmak üzere tutar. Adamımız araştırması sırasında karanlık porno film ve “snuff” film (işkenceyle öldürülen insanların gösterildiği, gerçek olduğu iddia edilen filmler) dünyasının derinliklerine iner. Perde arkasını görür.
            Film 1999’da, dünya çapındaki internet patlamasından iki – üç yıl önce çekilmiş. Sanırım artık o tür filmlere ulaşmak için karanlık arka sokaklara, depolara gidip karanlık tiplerle muhatap olmak gerekmiyor. Evinizdeki bilgisayardan biraz merak ve çabayla her türlü görüntüye ulaşabiliyorsunuz artık. İnternette yayılan, Irak’taki direnişçilerin esirlerinin kafasını kestiği, Rus askerlerin Çeçen milisleri öldürdüğü, Taliban’ın şeriat gereği öldürdüğü insanların görüntüleri öldürme filmlerini bir başka boyuta taşıdı. Artık bir şehir efsanesi değil tarihsel bir gerçek var.
            8 MM’de senarist çekingen davranmış. Porno dünyasının içerdiği şiddeti sadece en uç örnekleriyle sınırlıymış gibi göstermiş. Medeniyet cilasının altında sırıtıveren vahşi insan doğasına biraz değinilmiş, ama yüzeysel. Filmin fon müziğinin oryantal havası bana şunu düşündürdü: Porno dünyasının ayak takımı (anlı şanlı markaları değil), ABD’nin içinde ama aslında ayrı bir dünyada yaşarlar. Ayrı bir insan türüne mensupturlar. İşte bunu da fonda çaldığımız müzikle, gelişmemiş medeniyetlerin ezgileriyle vurguluyoruz. Bana böyle düşündürttü, art niyet hissettim.
            Ayrıca filmin son üçte birlik bölümde bir intikam öyküsüne dönüşmesi de ilk yarıdaki etkiyi azalttı. Tom Welles’in neden iyi bir insan olduğunu ve iyi kalmayı başardığını anlamamıza yardımcı olacağı düşünülerek filme yapıştırılan eş karakteri tam anlamıyla karikatür düzeyinde işlendiğinden, işlevini yerine getirmek şöyle dursun, filmin akıcılığını ve inanılırlığını zedelemiş.
            Kısaca önemli bir konuya değinmiş, ilk yarısı merak uyandıran bir film. Imdb.com notu 6,2 (40.635 oy). Ben daha önceki bir tarihte izlediğimde aklımda kalanlarla bir zamanlar 8 puan vermişim. Şimdi puanı 6 olarak değiştirdim (24 Ocak 2009). Benimle aynı puanı (6) verenlerin sayısı 8015 (% 19,7). 8 verenlerin sayısı 6896 (% 17) – ki bu sayıya şimdilik benim eskiden verdiğim oy da dâhil.
11:14 (2003) <8> Yönetim ve Senaryo: Greg Marcks
ABD; 82 dakika
Oyuncular: Henry Thomas (Jack), Blake Heron (Aaron), Barbara Hershey (Norma), Clark Gregg (Officer Hannagan), Hilary Swank (Buzzy), Shawn Hatosy (Duffy), Stark Sands (Tim), Colin Hanks (Mark), Ben Foster (Eddie), Patrick Swayze (Frank), Rachael Leigh Cook (Cheri)
            Bir kaza bir sürü yanlış anlamayı ve bir ölümü tetikler. Bir olayın etkisinin, suya atılan taşın yarattığı halkalar gibi yayılışı anlatılıyor. Birkaç kişinin “kaderi” tam gece 11:14’te düğümleniyor.
            Aslında tüm filmler bunu anlatmaz mı: Kısa bir süre içinde bir hayattan kesitler ya da tüm bir hayat. Anlattığı şey bakımından filmler üstü bir film denilebilir. “Kader/yazgı” denen şey üzerine bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. Sadece, o kadar olabilir, hayatta zaten hep olan bir şeyi anlatıyor ki, bizim destansı bir şey görmek isteyen gözlerimize (en azından benimkilere), film birazcık yavan geliyor.
            11.02.2009’da filmin imdb.com puanı 7,3 (13778 oy). Ben 8 verdim. Oy verenlerin %30,3’ü (4179 kişi) aynı notu vermiş.

28 Ekim 2012 Pazar

James Dean, Sal Mineo, Dennis Hopper imgeleri bağlamında gerçeklik

James Dean, Asi Gençlik (Rebel Without a Cause; 1955) filminde Jim Stark adında mahalleye yeni taşınan ve yaşam bölgesini çoktan idrarlarıyla işaretlemiş yöre delikanlılarıyla bir kız vesilesiyle (hep öyledir ya; hep cinsellik) kapışan delikanlı rolündedir. Filmin sonlarına doğru Jim'in aksine toplumla (büyüklerle) uzlaşmayı reddedip sonuna kadar dellenen John 'Plato' Crawford'a (Sal Mineo) mantık telkin edecek kadar asilikten uzaklaşır.

Dean, "Asi Gençlik"ten bir sene sonra gösterime giren bir başka Warner Biraderler yapımı film olan Devlerin Aşkı'nda (Giant; 1956) ise petrol sayesinde az bir emekle dolar milyarderi olan ama adam olamayan Jett Rink karakterini canlandırır. Jett, onuruna verilen davette (ki bir tek kuş sütünün eksik olduğu ve Jett'in bizzat kendisinin kendi otelinde kendi parasıyla düzenlediği tüm Teksas jet sosyetesinin çağrıldığı ama Hispaniklerin istenmediği bir davettir bu) kavga eder, öyle sarhoştur ki konuşma yapamadan eyalet valisinin de bulunduğu masada sızar. Sal Mineo ise, daha ufacık bir bebekken iyi yürekli çiftlik sahibesi Leslie Benedict tarafından mutlak bir ölümden kurtarılan, İkinci Cihan Harbi başlayınca ikinci sınıf bir vatandaş olarak kabul edildiği ülkesi Birleşik Devletler için koşa koşa askere giden ve evine tabut içinde dönen Hispanik bir genci canlandırır. 

Dean, Devlerin Aşkı'nın gösterime girdiği 24 Ekim 1956'dan çok önce, 30 Eylül 1955 tarihinde, 24 yaşında, bir trafik kazasında ölür (Jett karakterini bir kaç yerde Nick Adams adında birine seslendirtirler; sesi bile sahte olan bir kurgu karakter; pes!). Kovboy şapkalı, kovboy (jean) pantolonlu, çizmeli ya da bazen yakası kaldırılmış montlu, dudağında bazen bir sigarayla ama daima kabarık saçlı ve hüzünlü bakan gözleriyle imgesi genç odalarının duvarlarında poster olarak var oldu. Devlerin Aşkı'ndaki, kendisi toprağın altına girdikten bir yıl sonra sinema perdelerine yansıyan petrol zengini rezil adam imgesi seçici dikkat kurbanı oldu. Sal Mineo filmlerdeki yan rolleri haricinde anımsanmaz oldu.

Devlerin Aşkı filminde rol alan aktörlerden biri de Dennis Hopper'dir. Hopper, çiftliğin yönetimini devralmak istemeyip hekim olmayı tercih eden ve böylece babasının isteğine karşı çıkan bir genci (Jordy) canlandırıyor. Hopper 1969'da"Easy Rider" isimli ülkede oradan oraya gezinen motosikletli hippie'lere güzelleme mahiyetinde filmde başrollerden birini oynamış, aynı zamanda filmi yönetmiş ve filmin senaryosuna katkıda bulunmuştu. "Easy Rider" bazı tüm zamanları en iyi filmleri listelerinde yer bulur. Hopper'in bu filmden bağımsız bir asi imgesi yoktur dolaşımda. Adam 74 yaşında prostat kanserinden öldü; hiç "cool" değil. Salvatore "Sal" Mineo Jr. ise 37 yaşında, gece vakti sokakta bir bıçaklı saldırıda... "Cool" değil mi?

Film Replikleri (Movie Quotes) Seçkisi

39 Steps; The / 39 Basamak (1935)
İskoç Köylüsü Adam: Taşrayı Tanrı yarattı. [Adamın karısı kendisinden çok genç ve şehirde yaşamanın hayalini koruyor]

An Education / Aşk Dersi (2009)
Jenny Mellor: Artık bizi eğitmeniz yetmiyor Bayan Walters. Bunu neden yaptığınızı söylemek zorundasınız. [16 yaşındaki lise öğrencisi Jenny, tekdir edilmek üzere çağrıldığı okul müdiresine neden eğitim alması gerektiğini soruyor. Yıl 1961; yer Büyük Britanya.]

Anatomy of a Murder / Bir Cinayetin Tahlili (1959)
Teğmen Frederick Manion: [Karakol duvarındaki panoda bulunan uçluların fotoğraflı “aranıyor” ilanlarına bakarak] Arananlar: İlk On. En iyi giyinen on kadın, en iyi on takım, en sevilen on şarkıdan sonra şimdi de arananların ilk on listesi.
Paul Biegler: Küçümseme. Amerikan rüyası bu işte. O çocuklar sivrilmiş.
***
[Avukat Biegler, müvekkilinin tecavüze uğrayan genç ve güzel karısı ile olay gününü konuşuyor.]
Paul Biegler: Bir kadın, bir erkeğin ona ilgi duyduğunu içgüdüsel olarak hissetmez mi?
Laura Manion: Hisseder tabii, ama neredeyse bütün erkekler bana ilgi duyar. Çocukluğumdan beri. Mesela sen de bana ilgi duyuyorsun.
***
Paul Biegler: Karın çok güzel bir kadın.
Frederick Manion: İnsan zamanla karısının görünüşünü kanıksar.
Paul: Evet, öyle oluyordur herhalde.
***
Yargıç Weaver: Beni tanımayanlar için, adım Weaver. Eyaletin güneyindenim ve Yargıç Maitland geçirdiği ağır hastalığı atlatana kadar davalara ben bakacağım. Herhalde yöntemlerim üstünde uzun uzadıya durmaya gerek yok. Bütün yargıçlar birbirine benzer. Bir tek hazım sorunları veya kürsüde uyuma eğilimleri konularında farklılık gösterebilirler. Şahsen ben her şeyi rahatça hazmederim. Ve ara sıra içim geçmiş gibi görünse de kolayca uyandığımı göreceksiniz. Hele iyi bir avukat, hukukun ince bir noktasıyla beni hafifçe dürterse.

Avengers; The / Yenilmezler (2012)
Thor: Loki bir esir.
Nick Fury: Öyleyse neden bu gemide bulunmayı isteyen tek kişi oymuş gibi hissediyorum?
***
Thor: Loki ile bitmemiş bir işim var.
Clint Barton: Sahi mi? Sıraya gir.

Beginners / Aşkın Halleri (2010)
Hal Fields: Diyelim ki, çocukluğundan beri bir aslanın olsun istiyorsun. Ve bekliyorsun, bekliyorsun ama aslan gelmiyor. Onun yerine bir zürafa geliyor. Yalnız mı kalırdın yoksa zürafayla olmayı mı tercih ederdin?
Oliver Fields: Aslanı beklerdim.
Hal Fields: Bu yüzden senin için endişeleniyorum.
[Kanser hastası yaşlı bir adam, kadınlarla uzun süreli ilişki kuramayan oğluyla konuşuyor.]

Best Exotic Marigold Hotel; The / Hayatımın Tatili (2011)
Jean Ainslie: Kırkıncı evlilik yıl dönümümüz için ne yapacağımıza henüz karar vermedik.
Madge Hardcastle: Belki bir dakikalık sessizlik. [Çok konuşan sevimsiz yol arkadaşını susturma cümlesi.]
***
Madge Hardcastle: Ben yaşlanmak istemiyorum. Bakıma muhtaç olmak istemiyorum. Toplum tarafından dışlanmak göz ardı edilmek istemiyorum. Uçak kaçırıldığında ilk serbest bırakılanlardan olmak istemiyorum. [Madge, bir çok evlilik yapmış yaşlı bir dul.] 
***
Evelyn Greenslade: Tehlikeyi göze almayan hiçbir şey yapamaz. Hiçbir şeye sahip olamaz. Gelecek hakkında bildiğimiz tek şey farklı olacağıdır. Belki de korktuğumuz şey geleceğin aynı olmasıdır. […] Bir dostun söylediği gibi: “Her şey sonunda yoluna girer. Eğer girmezse, güvenin bana, daha işin sonuna varmadık demektir.”

Breaker Morant (1980)
Peter Handcock (?): Önce boyumuzu ölçme inceliği gösterebilirlerdi.
Harry 'Breaker' Morant (?): Pek şikayet aldıklarını zannetmem. [Kurşuna dizilmeyi bekleyen iki "savaş suçlusu"nun, hapishane duvarının hemen ardında yürütülen tabut imalatı hakkındaki küçük sohbeti.]

Bridge on the River Kwai; The / Kwai Köprüsü (1957)
Albay Nicholson: Düşünüyordum da... Yarın, hizmetimin 28. yılını doldurmuş olacağım. Barışta ve savaşta 28 yıl. Bu sürenin 10 ayından fazlasını evimde geçirmedim. Yine de, iyi bir hayatım oldu. Hindistan'ı sevdim. Başka türlü olsun istemezdim. Ama bazen... Birdenbire farkına varıyorsun ki sona başlangıçtan daha yakınsın. Ve düşünüyorsun... Kendine şunu soruyorsun: Hayatının tümü neyi temsil ediyor? Herhangi bir zamanda herhangi bir yerde oluşun neyi değiştirdi ya da bir şeyi değiştirdi mi? Özellikle diğer insanların kariyerleriyle karşılaştırırsak. Bu düşünce tarzı sağlıklı mıdır bilmiyorum. Ama itiraf etmeliyim ki zaman zaman bu meslekleri aklımdan geçirdim. Ama bu gece... Bu gece... (Konuyu değiştirir). [Esir İngiliz askerlerinin kıdemlisi, Japonlar için inşa ettikleri zorluklarla tamamlanmış demiryolu köprüsünün üzerinde, kampın Japon komutanına hayatının muhasebesini yapıyor.]

29 Eylül 2012 Cumartesi

En Etkileyici Filmler Listesi

İzlediğim En Etkileyici Filmler / The Most Impressive Films I Have Ever Seen
or (ya da)
The Movies You Must See Before You Die / Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken Filmler
( by Nikrom Çelik )
*** (3) yıldız / stars : 100 üzerinden 95 – 100 puan verdiğim filmler /
95 – 100 points out of 100.
** (2) yıldız / stars : 100 üzerinden 85 – 94 puan verdiğim filmler /
85 – 94 points out of 100.
* (1) yıldız / star : 100 üzerinden 75 – 84 puan verdiğim filmler /
75 – 84 points out of 100.
(İsimler sıralanırken rakam ve sayı ile başlayanlar en başa alındı. Batı dillerinde çok kullanılan “the, il, la, le, el, das, der, det, l’, c’ ” vb. artikeller noktalı virgül ile ayrılarak başlığın sağına alındı. Filmler için kısa yorumlar/açıklamalar yazıldı.)

Son Güncelleme Tarihi / Last Update: 09.08.2013.
2.038 film arasından seçilmiş 661 film. / 661 movies chosen from amongst 2.038 movies.

~ (500) Days of Summer * / Aşkın (500) Günü (2009), Marc Webb, ABD; Joseph Gordon-Levitt, Zooey Deschanel, Geoffrey Arend, Chloe Moretz. > Kadın aşka inanmasa da …
~ 10 * / On (1979), Blake Edwards, ABD; Dudley Moore, Julie Andrews, Bo Derek, Robert Webber. > “Öylesine seks” ve “mânâlı seks” ayrımına giden, “mânâlı seksin” daha üstün olduğunu eğlenceli bir biçimde savunan bir romantik-erotik komedi.
~ 11:14 * (2003), Greg Marcks, ABD – Kanada; Henry Thomas, Blake Heron, Barbara Hershey, Clark Gregg, Hilary Swank. > Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur ya da hayat tesadüflerden ibarettir.
~ 12 *** (2007), Nikita Mikhalkov, Rusya; Sergey Makovetskiy, Nikita Mikhalkov, Sergey Garmash. > Mahkemeler adalet dağıtabilir mi? (Cevap: Duruma ve kişilere bağlıdır.) “12 Angry Men”e yapılmış Rus güncellemesi.
~ 12 Angry Men *** / Oniki Öfkeli Adam (1957) Sidney Lumet, ABD; Henry Fonda, Lee J. Cobb, E. G. Marshall. > Mahkemeler adalet dağıtabilir mi? (Cevap: Duruma ve kişilere bağlıdır.)
~ 21 Grams ** / 21 Gram (2003), Alejandro González Iñárritu, ABD; Sean Penn, Naomi Watts, Benicio Del Toro, Charlotte Gainsbourg, Carly Nahon. > İnsan öldüğünde 21 gram hafiflermiş...
~ 25th Hour * / 25. Saat (2002), Spike Lee, ABD; Edward Norton, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper, Rosario Dawson. > Suç işlemek –hele bir de yakayı sıyıramadıysanız- çok kötüdür; heba etmeyin hayatınızı.
~ 39 Steps; The * / 39 Basamak (1935), Alfred Hitchcock, Birleşik Krallık; Robert Donat, Madeleine Carroll, Lucie Mannheim, Godfrey Tearle, Peggy Ashcroft, John Laurie. > Entrikası günümüzde biraz çocuksu görünse de, mihrap ayakta.
~ 99 Francs *** / 9,90 YTL (2007), Jan Kounen, Fransa; Jean Dujardin, Jocelyn Quivrin, Patrick Mille, Vahina Giocante, Elisa Tovati. > Büyüsü bozulmuş dünyayı yeniden büyülemekle, tüketicilerin ayılmasını önlemekle görevli reklam sektörünün başarılı yazarı Octave Parango, yaptığı işin gereksizliğini, yaşadığı hayatın boşluğunu görmeye başlar.
~ 2001: A Space Odyssey *** / 2001 - Uzay Yolu Macerası (1968), Stanley Kubrick, Birleşik Krallık - ABD; Keir Dullea. > İnsanoğlu Tanrı olmaya yazgılıdır. Çünkü böyle buyurdu Zerdüşt.
~ À Bout de Souffle * / Breathless / Serseri Âşıklar (1960), Jean-Luc Godard, Fransa; Jean-Paul Belmondo, Jean Seberg. > Hızlı yaşayan genç ölür.
~ A Bridge Too Far * (1977), Richard Attenborough, ABD - Birleşik Krallık; Sean Connery, Dirk Bogarde, Gene Hackman, Ryan O'Neal, Anthony Hopkins, Michael Caine, Maximilian Schell. > İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik ordularının Alman ordusuna yenildiği Arnhem Savaşı'nın detaylı özeti.